Gazete Aboneliği

Akyazı Haber

Bugünkü Cuma Hutbemiz..Batılın Karşısında Yer Alabilmek

HAKKIN YANINDA, BÂTILIN KARŞISINDA
YER ALABİLMEK
Cumanız Mübarek Olsun Aziz Kardeşlerim!
Peygamber Efendimiz (s.a.s), yaklaşık on yıl
önce hicret ederek ayrılmak zorunda kaldığı Mekke’yi
ordusuyla birlikte fethetmişti. Allah’ın Resûlü, doğup
büyüdüğü ve hasretini çektiği bu mübarek beldeye bir
müddet özlemle baktı. Ardından coşku ve heyecanla
Beytullah’a yöneldi. Tavaftan sonra Kâbe’nin içine
girdi ve “Hak geldi,
bâtıl yok oldu. Zaten bâtıl yok olmaya
mahkûmdur.1
âyetini okuyarak Kâbe’yi ve çevresini
putlardan temizledi.2
Aziz Müminler!
Yüce Allah’ın güzel isimlerinden biri de “elHak”
tır. Rabbimiz, hakkın, hakikatin, adaletin kaynağı
ve yegâne sahibidir. O, Âdem (a.s.)’dan Efendimiz
Muhammed Mustafa (s.a.s)’e kadar yüce
peygamberleri aracılığıyla insanları hakkı tanımaya
davet etmiştir. İnsanlık tarihinin hak-bâtıl mücadelesi
Hz. Âdem’in iki oğlu Hâbil ve Kâbil ile başlamıştır.
Hâbil, teslimiyet ve samimiyetiyle hakkın yanında yer
almış, Kâbil ise hırsı ve kıskançlığıyla, bâtılın tarafını
seçmiştir. Kıyamete kadar Hâbil, iyilerin ve iyiliğin
öncüsü; Kâbil ise işlediği cinayetle kötülerin ve
kötülüklerin sembolü olarak anılmaya devam
edilecektir.
Kıymetli Kardeşlerim!
Hak, tevhit inancıdır. Allah’a iman ve
teslimiyettir. Yalnızca O’na kul olmaktır. Bâtıl ise,
Allah’ın varlığını ve birliğini inkâr etmek ve O’na şirk
koşmaktır. O’ndan başkasına kulluk etmektir. Hevâ ve
hevesin esaretine girmektir. Allah’ın sayısız
nimetlerine kör ve sağır kesilmektir.
Hak, Din-i Mübin-i İslam’ın hayat veren ilkeleri
ve insanı insan yapan, dünyayı yaşanılır kılan
güzellikleridir. Bâtıl ise Yüce dinimizle bağdaşmayan
inanış ve anlayışlardır. İslam’a savaş açan
uygulamalardır. İnsanın onur ve haysiyetini zedeleyen
kötülüklerdir.
Hak, doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü ayırt eden
hidayet rehberimiz Kur’an-ı Kerim’dir. Peygamber
Efendimiz (s.a.s)’in eşsiz örnekliğidir. Bâtıl ise Yüce
Kitabımızı ve peygamberimizin sünnet-i seniyyesini
gönüllerden, zihinlerden silmeye yönelik hareketlerdir.
Hakkın yolu, peygamberlerin, şehitlerin, sadakat
ehli, iyi müminlerin yoludur. Bu yolun sonunda ebedi
nimetler yurdu olan cennet vardır. Bâtılın yolu ise
inkârcıların, gazaba uğrayanların, doğruluktan
sapanların, kötülerin yoludur. Bu yolun sonu, azap ve
hüsran diyarı olan cehennemdir.
Kardeşlerim!
Hakkın yolunu tutanlar, mazlumun, mağdurun
ümidi olurken; bâtılda birleşenler, çoğunlukla zulmün
ve zalimin sesi olurlar. Hakka gönül verenler, yüce
değerler uğruna mücadele ederken; bâtıla dalanlar,
çıkar ve menfaati üstün tutarlar. Hak sevdalıları,
yeryüzünü imar edip yaşanılır hale getirmeye
çalışırken; bâtılın hizmetkârları, fitne, fesat, yalan,
iftira ve bozgunculuk peşinde koşarlar. Hakka tâbi
olanlar, dünyada barış, huzur ve adaleti temin için
çabalarken; bâtıl taraftarları, kan ve gözyaşı akıtmaya;
şehirleri harabeye çevirmeye; zihinleri ve gönülleri
tahrip etmeye çalışırlar.
Kardeşlerim!
İstiklâl Şairimizin hak sevdalısı bir gönlü tarif
eden şu dizeleri ne kadar da anlamlıdır:
Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam, aldırma da geç git, diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!
Öyleyse kardeşlerim! Şartlar ne olursa olsun
hakkın yanında, bâtılın karşısında yer almaya,
hakikatin tercümanı olmaya devam edelim. Birbirimize
hakkı ve sabrı tavsiye etmekten vazgeçmeyelim.
Unutmayalım ki, hakkın hizmetinde olduğumuz sürece
Allah’ın rahmeti ve yardımı da bizimle olacaktır.
Hakkı tutup kaldırdığımız müddetçe bâtıl bize asla
zarar veremeyecektir.
Hutbemi Peygamber Efendimizin şu hadisiyle
bitirmek istiyorum:
“Allah’ım! Hamd, sana mahsustur. Sen, yerin
ve göğün nurusun. Sen, bütün varlıkların yegâne
sahibi ve Rabbisin. Sen Hak’sın. Va’din de sözün de
haktır. Sana kavuşmak haktır. Cennet haktır.
Cehennem de haktır. Peygamberler haktır.
Kıyametin kopması haktır.
Allah’ım! Geçmiş ve gelecek, gizli ve açık
bütün günahlarımı bağışla! Benim ilâhım Sensin.
Senden başka ilâh yoktur.”3

Bugünkü Cuma Hutbemiz..Batılın Karşısında Yer Alabilmek
12 Ocak 2018 - 11:51 'de eklendi.

HAKKIN YANINDA, BÂTILIN KARŞISINDA
YER ALABİLMEK
Cumanız Mübarek Olsun Aziz Kardeşlerim!
Peygamber Efendimiz (s.a.s), yaklaşık on yıl
önce hicret ederek ayrılmak zorunda kaldığı Mekke’yi
ordusuyla birlikte fethetmişti. Allah’ın Resûlü, doğup
büyüdüğü ve hasretini çektiği bu mübarek beldeye bir
müddet özlemle baktı. Ardından coşku ve heyecanla
Beytullah’a yöneldi. Tavaftan sonra Kâbe’nin içine
girdi ve “Hak geldi,
bâtıl yok oldu. Zaten bâtıl yok olmaya
mahkûmdur.1
âyetini okuyarak Kâbe’yi ve çevresini
putlardan temizledi.2
Aziz Müminler!
Yüce Allah’ın güzel isimlerinden biri de “elHak”
tır. Rabbimiz, hakkın, hakikatin, adaletin kaynağı
ve yegâne sahibidir. O, Âdem (a.s.)’dan Efendimiz
Muhammed Mustafa (s.a.s)’e kadar yüce
peygamberleri aracılığıyla insanları hakkı tanımaya
davet etmiştir. İnsanlık tarihinin hak-bâtıl mücadelesi
Hz. Âdem’in iki oğlu Hâbil ve Kâbil ile başlamıştır.
Hâbil, teslimiyet ve samimiyetiyle hakkın yanında yer
almış, Kâbil ise hırsı ve kıskançlığıyla, bâtılın tarafını
seçmiştir. Kıyamete kadar Hâbil, iyilerin ve iyiliğin
öncüsü; Kâbil ise işlediği cinayetle kötülerin ve
kötülüklerin sembolü olarak anılmaya devam
edilecektir.
Kıymetli Kardeşlerim!
Hak, tevhit inancıdır. Allah’a iman ve
teslimiyettir. Yalnızca O’na kul olmaktır. Bâtıl ise,
Allah’ın varlığını ve birliğini inkâr etmek ve O’na şirk
koşmaktır. O’ndan başkasına kulluk etmektir. Hevâ ve
hevesin esaretine girmektir. Allah’ın sayısız
nimetlerine kör ve sağır kesilmektir.
Hak, Din-i Mübin-i İslam’ın hayat veren ilkeleri
ve insanı insan yapan, dünyayı yaşanılır kılan
güzellikleridir. Bâtıl ise Yüce dinimizle bağdaşmayan
inanış ve anlayışlardır. İslam’a savaş açan
uygulamalardır. İnsanın onur ve haysiyetini zedeleyen
kötülüklerdir.
Hak, doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü ayırt eden
hidayet rehberimiz Kur’an-ı Kerim’dir. Peygamber
Efendimiz (s.a.s)’in eşsiz örnekliğidir. Bâtıl ise Yüce
Kitabımızı ve peygamberimizin sünnet-i seniyyesini
gönüllerden, zihinlerden silmeye yönelik hareketlerdir.
Hakkın yolu, peygamberlerin, şehitlerin, sadakat
ehli, iyi müminlerin yoludur. Bu yolun sonunda ebedi
nimetler yurdu olan cennet vardır. Bâtılın yolu ise
inkârcıların, gazaba uğrayanların, doğruluktan
sapanların, kötülerin yoludur. Bu yolun sonu, azap ve
hüsran diyarı olan cehennemdir.
Kardeşlerim!
Hakkın yolunu tutanlar, mazlumun, mağdurun
ümidi olurken; bâtılda birleşenler, çoğunlukla zulmün
ve zalimin sesi olurlar. Hakka gönül verenler, yüce
değerler uğruna mücadele ederken; bâtıla dalanlar,
çıkar ve menfaati üstün tutarlar. Hak sevdalıları,
yeryüzünü imar edip yaşanılır hale getirmeye
çalışırken; bâtılın hizmetkârları, fitne, fesat, yalan,
iftira ve bozgunculuk peşinde koşarlar. Hakka tâbi
olanlar, dünyada barış, huzur ve adaleti temin için
çabalarken; bâtıl taraftarları, kan ve gözyaşı akıtmaya;
şehirleri harabeye çevirmeye; zihinleri ve gönülleri
tahrip etmeye çalışırlar.
Kardeşlerim!
İstiklâl Şairimizin hak sevdalısı bir gönlü tarif
eden şu dizeleri ne kadar da anlamlıdır:
Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam, aldırma da geç git, diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!
Öyleyse kardeşlerim! Şartlar ne olursa olsun
hakkın yanında, bâtılın karşısında yer almaya,
hakikatin tercümanı olmaya devam edelim. Birbirimize
hakkı ve sabrı tavsiye etmekten vazgeçmeyelim.
Unutmayalım ki, hakkın hizmetinde olduğumuz sürece
Allah’ın rahmeti ve yardımı da bizimle olacaktır.
Hakkı tutup kaldırdığımız müddetçe bâtıl bize asla
zarar veremeyecektir.
Hutbemi Peygamber Efendimizin şu hadisiyle
bitirmek istiyorum:
“Allah’ım! Hamd, sana mahsustur. Sen, yerin
ve göğün nurusun. Sen, bütün varlıkların yegâne
sahibi ve Rabbisin. Sen Hak’sın. Va’din de sözün de
haktır. Sana kavuşmak haktır. Cennet haktır.
Cehennem de haktır. Peygamberler haktır.
Kıyametin kopması haktır.
Allah’ım! Geçmiş ve gelecek, gizli ve açık
bütün günahlarımı bağışla! Benim ilâhım Sensin.
Senden başka ilâh yoktur.”3

1
İsrâ,17/81.
2 Buhârî, Mezâlim, 32; Müslim, Cihâd ve Siyer, 87.
3 Buhârî, Tevhîd, 35.
Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER