Akyazı Ticaret ve Sanayi Odası İlk Meclis Toplantısını ATSO hizmet binasında gerçekleştirdi.
Akyazı Ticaret ve Sanayi Odasının 05/10/2026 Tarihinde Yargı gözetiminde yapılan Meclis Asil ve Yedek Üye seçiminin 09/10/2026 Cuma günü kesinleşmesi ile 15/10/2026 Perşembe günü en yaşlı üye Sadi Ömercikoğlu Başkanlığında toplanan Meclis Asil Üyeleri gizli oylama ve açık tasnif neticesinde oy birliği ile seçti.
Meclis Başkanlığına Sadi Ömercikoğlu, Meclis Başkan Yardımcılıklarına A.Cemal Var ve Mustafa YILMAZ, Katip Üyeliğine Hüseyin Yazıcı seçildi.
Akyazı Ticaret ve Sanayi Odasının 11/10/2026 Tarihinde yapılan Oda Yönetim Kurulu Asil ve Yedek Üyeleri seçiminin 15/10/2026 Perşembe günü kesinleşmesiyle Başkan Ali Şener BAYRAKTAR Başkanlığında toplanan Akyazı Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu gizli oylama ve açık tasnif neticesinde oy birliği ile Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılıklarına Mehmet ÖZTÜRK ve Haluk ATABEK, Sayman Üyeliğine Ali GEZER seçti.
Meclis açılış konuşmasını yapan Meclis Başkanı Sadi ÖMERCİKOĞLU seçim sürecinde demokratik iradesini ortaya koyan tüm üyelerimize teşekkür eder, beni bu göreve layık gören siz değerli meclis üyelerimize şükranlarımı sunarım ifadelerinde bulundu.
Yönetim Kurulu Başkanı Ali Şener BAYRAKTAR “5 Ekim’de başlayan demokratik sürecimizi bugün gerçekleştirdiğimiz seçimlerle başarıyla tamamladık. Sürece katkı sağlayan ve demokratik iradesini ortaya koyan tüm üyelerimize şükranlarımı sunuyorum. Şahsımı bu göreve layık gördüğünüz için ayrıca teşekkür ederim. Geçmiş dönemde Odamızda hizmet veren, Yönetim Kurulu üyelerimize ve tüm meclis üyelerimize İlçemize ve Odamıza sundukları hizmetlerden dolayı teşekkür ediyorum. Artık seçim sürecini geride bıraktık; birlik, beraberlik ve ortak akılla İlçemiz ve İlimiz ticaretine, sanayisine ve ekonomik gelişimine katkı sağlama zamanıdır. Yeni dönemin Odamıza, üyelerimize ve Akyazı’mıza hayırlı olmasını diliyor, sizlere TOBB Genel Başkanı ve Dünya Odalar Federasyonu(IICWBO) başkanı Sn. M.Rifat HİSARCIKLIOĞLU’nun selamını iletiyorum dedi.
Bayraktar; Ülkemizin ekonomik gündemini değerlendirirken yalnızca açıklanan rakamlara değil, bu rakamların üretim hayatımıza, ticari faaliyetlerimize ve işletmelerimizin geleceğe yönelik kararlarına nasıl yansıdığına da bakmamız gerekiyor.
Bugün iş dünyasının gündeminde enflasyon, üretim maliyetleri, finansmana erişim, iç piyasadaki talep, ithalat ve ihracat dengesi gibi birbirini doğrudan etkileyen birçok başlık bulunuyor. Bu konuların her biri, işletmelerimizin günlük faaliyetlerinden uzun vadeli yatırım kararlarına kadar geniş bir alanı etkiliyor.
Ticaret hayatında sürdürülebilirlik yalnızca satış yapmakla sınırlı değildir. Üretimi devam ettirebilmek, maliyetleri yönetebilmek, işletme sermayesini korumak, istihdamı sürdürebilmek ve rekabet gücünü muhafaza etmek de en az satış hacmi kadar önemlidir. Bu nedenle ekonomik gelişmeleri değerlendirirken rakamların arkasındaki reel sektör gerçekliğini göz önünde bulundurmalıyız.
BAYRAKTAR’’ENFLASYONUN GERİLEMESİ İLE FİYATLARIN GERİLEMESİ AYNI ŞEY DEĞİLDİR’’
Ekonomik gündemimizin en önemli başlıklarından biri enflasyondur. Türkiye İstatistik Kurumunun Eylül 2026 verilerine göre tüketici fiyatları aylık bazda yüzde 1,84, yıllık bazda ise yüzde 29,73 artmıştır. Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi, yani Yİ-ÜFE, aynı dönemde aylık yüzde 2,07, yıllık yüzde 27,38 artış göstermiştir. Bu göstergeler, fiyat artışlarının hem tüketici hem de üretici cephesinde yakından takip edilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Burada özellikle altını çizmek istediğim bir husus var: Enflasyonun gerilemesi ile fiyatların gerilemesi aynı şey değildir. Enflasyon oranındaki düşüş, fiyatların artmaya devam etmesi ancak artış hızının yavaşlaması anlamına gelebilir. Dolayısıyla işletmelerimizin ve vatandaşlarımızın ekonomik koşullarını değerlendirirken yalnızca yıllık enflasyon oranına bakmak yeterli değildir.
Üreticilerimiz açısından hammadde, enerji, lojistik, işçilik ve finansman maliyetleri belirleyici olmaya devam etmektedir. Tüketiciler açısından ise alım gücü, temel ihtiyaçlara ayrılan bütçe ve harcama tercihleri öne çıkmaktadır. Bu iki taraf arasındaki denge, iç piyasadaki ticari hareketliliğin sürdürülebilmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. İşletmelerimiz bir taraftan artan veya değişkenlik gösteren maliyetleri yönetmeye çalışırken diğer taraftan müşterilerinin satın alma gücünü ve piyasa koşullarını dikkate almak zorundadır. Maliyet artışlarının fiyatlara yansıtılamadığı durumlarda işletmelerin karlılığı daralabilmekte, yatırım ve istihdam kararları daha temkinli alınabilmektedir. Bu nedenle enflasyonla mücadele sürecinin kalıcı sonuçlar üretmesi; fiyat istikrarının yanı sıra üretim kapasitesinin korunması, verimliliğin artırılması ve işletmelerimizin öngörülebilir bir ekonomik ortamda faaliyet gösterebilmesi açısından da önemlidir. Bizler iş dünyasının temsilcileri olarak fiyat istikrarını yalnızca makroekonomik bir hedef olarak değil, ticaretin sağlıklı işleyişi ve ekonomik güven ortamının güçlendirilmesi bakımından da değerlendiriyoruz.
GÜÇLÜ İŞLETMELER, GÜÇLÜ BİR SAKARYA DEMEKTİR
İş dünyası, kararlarını bugünün koşullarına göre alırken yarının maliyetlerini, talep yapısını, finansman imkanlarını ve uluslararası rekabet koşullarını da hesaba katmak zorundadır. Bu nedenle ekonomik politikaların öngörülebilir olması, işletmelerimizin yatırım planlarını daha sağlıklı yapabilmesi açısından önemlidir. Üretim yapan, istihdam sağlayan, vergi ödeyen ve ihracat gerçekleştiren işletmelerimizin rekabet gücünü koruyabilmesi, Ülkemizin ekonomik dayanıklılığına da katkı sağlayacaktır. Unutmamalıyız ki güçlü bir yerel ekonomi, yalnızca işletmelerimizin büyümesi anlamına gelmez. Aynı zamanda istihdamın korunması, ailelerin gelir imkanlarının geliştirilmesi, gençlerimizin kentimizde gelecek kurabilmesi ve SAKARYA’nın ülke ekonomisindeki konumunun güçlenmesi demektir.
BU KOLTUKLAR, BU GÖREVLER; HER ŞEYDEN ÖNCE BİR SORUMLULUK VE BÜYÜK BİR EMANETTİR
Bu koltuklar, bu görevler; her şeyden önce bir sorumluluk ve büyük bir emanettir. Ben bu makamı hiçbir zaman şahsi bir kazanım olarak görmedim. Bu görevi, bana ve yönetimimize duyulan güvenin bir karşılığı, SAKARYA iş dünyasına karşı üstlendiğimiz bir sorumluluk olarak gördüm.
ODAMIZA SİYASETİ SOKMAYACAĞIZ.
Odamıza siyaseti sokmayacağız. Çünkü güçlerin ayrılığı ilkesinden yola çıkarak bizim iş alemi temsilcisi olarak seçilmiş siyasilerimize üyelerimizin sorunlarını anlatabilmemiz için bu gerekli. Elbette farklı görüşlerimiz, farklı beklentilerimiz olacak ama bu çatı tüm üyelerimizin ortak çatısıdır. Odamızın kurumsal itibarını ve ortak menfaatlerimizi her zaman siyaset üstünde tutacağız.
KOMİTELER YÖNETİM KURULU’NUN EL FENERİDİR
Odamızda önem vereceğimiz hususlardan biri Meslek Komiteleridir. Meslek komiteleri sektörleri ile alakalı sahadaki sorun, öneri ve iyileştirmeleri hakkında dönem dönem yapacağımız toplantılarda meclisi bilgilendirecektir. Bizlerde ilgili makamlara talepleri, önerileri ve şikâyetleri raporlayıp ileteceğiz ve sorunun direk kalbine nüfus etmiş olacağız dedi.
KURUMUN GÜCÜ ÜYELERİNE VE ŞEHRİNE SAĞLADIĞI KATKIYLA ÖLÇÜLSÜN
Kurumun gücü üyelerine ve şehrine sağladığı katkıyla ölçülsün. Çünkü bizler geçiciyiz; ama bu kurumun sorumluluğu kalıcıdır. Sakarya’nın önünde çok büyük fırsatların olduğunu görüyoruz. Özellikle Sakarya’nın 16 İlçesi arasında hangi ilçesinde sanayi, hangi ilçesinde turizm olacağı zaten konumlanmış durumda. Sakarya’mızı aynı pastanın, aynı lezzetiyle geliştirmek üyelerimizin işlerini daha da geliştirmesini sağlamak bizim görevimiz. Biz bunu kabul ettik. Bizden sonrakilerde inşallah bu bayrağı taşırlar.
En önemlisi, hiçbir zaman kişileri kurumların, şahsi beklentileri de Sakarya’nın önüne koymayalım.
Hepinizi saygı ve sevgi ile selamlıyor, işlerinizde başarılar diliyorum.” dedi.


