Yusuf Durdurmuş

Yusuf Durdurmuş

Merhabalar

Merhabalar

6 Haziran 2020


Biz engelliler bazen salt bir yardım objesi oluruz milletin gözünde, bazen de bir kahraman; ama asla bir sıradan insan değil. Bazen yerlerde sürünür, bazen
göklere yüceltiliriz ama hiç sizin yanınızda olmayız.
Sizin hayatınızdaki yeri sadece yardım alandan ibaret birisiyle nasıl bir ilişkiniz olabilir? Ona hep bir şeyler verirsiniz. Bazen zamanınızı, bazen paranızı,
bazen de gücünüzü kuvvetinizi… Neyiniz varsa işte, hep verirsiniz. Karşılık da beklemezsiniz çoğu zaman. Mümkünse bir takdir teşekkür mutlu eder sizi.
Ne güzel ne güzel, yardım dediğiniz karşılık beklemeden yapılır öyle değil mi? Birilerine yardım ettiğinizi bilmenin huzuru yeter size. İyi hissedersiniz
kendinizi.
Peki neleri reddedersiniz bunu yaparak hiç düşündünüz mü? Nasıl bir mesaj verirsiniz karşınızdakine? Bir kere karşınızdakiyle aranıza bir hiyerarşi koymuş
olursunuz. Siz üsttesinizdir, o alttadır artık. Siz etkensinizdir, o edilgendir. Eşit bir ilişkiyi kaçırırsınız böylece. Siz ne kadar yardımsever bir insan
olduğunuzun tatminini yaşarsınız ama başka bir şey alamazsınız. Karşınızdakinden bir şey öğrenme fırsatınızı kendi elinizle tepersiniz. Başka bir bakış
açısı kazanma ihtimalinizi itersiniz. O insana “sen benim dengim değilsin” mesajını verir, onun sizin gözünüzde bir öteki olduğunun altını çizersiniz.
Bu anlattıklarım daha çok uzun süreli ilişkilerde geçerli. Yolda yürürken birinin bavulunu taşımasına yardım etmek, ayakta durmakta güçlük çeken birine
otobüste yer vermek değil kastettiğim. Ne Türk ne Amerikalı fark ediyor aslına bakarsanız. Dünyanın her yerinde herkes bunu yapabiliyor. Benimle iletişimi yardıma ihtiyacım olup olmadığını
sormaktan öteye gidemiyor. Eğer siz de sürekli birine yalnızca “yardıma ihtiyacın var mı?” diye soruyorsanız durup bir düşünün. Ne hissediyorsunuz bu kişi
hakkında. Bu yardım objesi mesela işe başvursa, siz de işveren olsanız alır mısınız onu işe? Çocuğunuzun bu kişiyle evlenmesine nasıl bakarsınız? Bu kişi
okulda öğretmeniniz olsa, çocuğunuzun öğretmeni olsa nasıl hissedersiniz? Açık olma ihtimaliniz var mı bu yardım objesine?
Gelelim kahramanlık olayına… Engelliler öyle ütopik şeyleri başarıyorlar ki onları takdir etmeden duramıyorsunuz. Mesela size göre hepsi depresyonda olmalı
ama değil. Bu takdire layık bir şey. “Ne güzel hayatla barışık” diye takdir ediyorsunuz, onu kahraman ilan ediyorsunuz. Alttan alta, aslında ondan beklentinizin
depresyonda olmak olduğunu sezdiriyorsunuz. bilgisayarı çok iyi kullanan bir görme engelli bireyi e-posta gönderebiliyor diye övüyorsunuz, bunu başaramamasını normal karşılayıp
başarmasını göklere çıkarıyorsunuz. Bir engelli işinden evine tek başına gidiyor diye ailenizin kahramanı oluyor, sağa sola örnek gösteriyorsunuz. Peki
sorarım size, bir kahramanla nasıl bir sıradan ilişkiniz olabilir? Onunla günlük sohbetler eder misiniz? Onun da sizin gibi bir hayatı var mıdır acaba?
Bir şeyler anlatsanız dinler mi?
Bu güne kadar öyle şahane dostluklarım oldu ki, anılarımızı, paylaştıklarımızı yazsam sayfalar ciltler almaz. Bu insanların çoğu da birbirinden çok farklı
insanlar. Her arkadaşlık her dostluk da birbirinden farklı. Fakat hepsinin tek bir ortak noktası var. Onlar benimle ne engelli olduğum için arkadaş oldular,
ne de engelli olduğum için benden uzaklaştılar. Demiyorum ki beni hiç engelli biri olarak görmediler. Zaten öyle olsaydı yalan olmaz mıydı? Yeri geldi
günlük şeylerden konuştuk, yeri geldi beraber okuldan kaçtık. Bazen bana uygun olsun diye buluşma yerini değiştirdik Kısacası birbirimizin ihtiyaçlarına cevap veren karşılıklı bir ilişkimiz vardı hep. Geri dönüp baktığımda, bu insanları çok yardım severlerdi diye hatırlayıp
onlara şükran duymuyorum. Her birini ayrı ayrı kendi kişilikleriyle hatırlayıp güzel anılarım için mutlu oluyorum.

SAKARYALI YUSUF DURDURMUŞ

Bu Yazıya 1 Yorum Yapılmıştır.
  • *Doldurmanız gereken alanları doldurduktan sonra butona basınız..